Bireysel Terapi

DEPRESYON         

            Depresyon Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yayınladığı DSM tanı kitabında depresif duygudurum, ilgi kaybı, uyku bozukluğu, iştah-kilo değişikliği, halsizlik-enerji kaybı, psikomotor retardasyon- ajistaston, değersizlik-kararsızlık-suçluluk hisleri, dikkat toplamada güçlük-unutkanlık, ölüm ve intihar düşünceleri şeklinde sıralanan 9 belirtiden en az bir tanesi ilk iki belirtiden (depresif duygudurum, ilgi kaybı) olmak koşuluyla en az beşinin iki hafta boyunca ve günün çoğunluğunda sürmesiyle tanımlanır.
          Depresif hastaların kendilerine bakımları azalmış, bakışları boş, hareketleri yavaş etraftaki uyaranlara karşı cevapsızlık, tepkisizlik ve ağırlık görülür. Bazı hastalarda ise tam tersi huzursuzluk ve özelikle sabahları daha kötü olmak üzere hareket ihtiyacı vardır. Depresyonu olan hastalara göre zaman yavaşlar, gelecek anlamsızlaşır, her şey tekrar gibi gelir, dünya daralır, düşüncelerinde yalnızlık, çaresizlik, umutsuzluk, pişmanlık ve kendini suçlama temaları vardır. Duygusal alanda hüzün, karamsarlık, acı dışında hiçbir his kalmaması görülür.
          Normalde her insanda zaman zaman yaşanabilen yas, üzüntü ve hüzünle depresyon birbirine benzemekle birlikte birbirinden farklı duygulardır. Farkı yas için, hüzün kayıp karşısında hissedilen uyumsal bir duygu iken, depresyonda buna ek olarak kendini yetersiz görme, kendini suçlama ve umutsuzluk görülür.





                                    ÖZGÜL FOBİ

            Özgül fobi bir nesne ya da durumla ilgili olarak belirgin bir korku ya da kaygı duyma durumudur. Fobi kaynağı nesne ya da durum, kişide neredeyse her zaman doğrudan korku ya da kaygı doğurur. Kişi bu nesne ya da durumdan etkin bir biçimde kaçınır ya da yoğun bir korku ya da kaygı ile buna katlanır. Duyulan korku ya da kaygı gerçek tehlikeye göre toplumsal-kültürel bağlamda orantısızdır. Tanının konması için korku, kaygı ya da kaçınmanın sürekli olması ve en az 6 aydır sürüyor olması gerekmektedir. Bir diğer tanı kriteri ise korku, kaygı ya da kaçınmanın önemli işlevsellik alanlarında işlevselliğin düşmesine neden olmasıdır.

                                    TOPLUMSAL / SOSYAL KAYGI BOZUKLUĞU

            Sosyal kaygı bozukluğu ya da diğer adıyla sosyal fobi kişinin, başkalarınca değerlendirilebilecek olduğu bir ya da birden çok toplumsal durumda belirgin bir korku ya da kaygı duyması durumudur. Kişi sosyal etkileşimler, gözlenme ve başkalarının önünde bir eylemi gerçekleştirme gibi durumlarda yoğun korku ya da kaygı duyar. Kişi sosyal ortamlarda olumsuz olarak değerlendirilebilecek bi biçimde davranmaktan ya da kaygı duyduğuna ilişkin fiziksel belirtiler göstermekten korkar. Kişi söz konusu toplumsal durumdan kaçınır ya da kaygı ile bunlara katlanır. Bu durum en az 6 aydır sürekli olarak sürmektedir ve önemli alanlarda işlevsellikte düşmeye neden olur.

                                                           PANİK BOZUKLUK

            Panik atak ve panik bozukluk aynı şeyler değildir. Her insan hayatının bir zamanında panik atak yaşayabilir. Panik atak; kaygı bozukluğu, depresyon, örselenme sonrası gerginlik bozukluğu, panik bozukluk durumlarında görülebildiği gibi çeşitli sağlık durumlarında da yaşanabilir. Panik atak çarpıntı, terleme, titreme, boğuluyor gibi olma durumu, uyuşma, gerçek dışılık ya da kendine yabancılaşma durumu, denetimini yitirme korkusu, ölüm korkusu belirtilerinin en az dördünün ortaya çıktığı dakikalar içinde doruğa ulaştığı, birden yoğun bir korku ya da yoğun bir içsel sıkıntının bastırdığı bir durumdur.
            Panik bozukluğu ise yineleyen beklenmedik panik atakların yaşandığı, atakların en az birinden sonra başka panik atakların olacağı ya da bunların olası sonuçlarıyla ilgili olarak sürekli bir kaygı duyma veya ataklardan kaçınma için tasarlanmış davranış değişiklerinin olduğu bir sorundur.

                                               YAYGIN KAYGI BOZUKLUĞU

            Yaygın kaygı bozukluğu en az altı aylık bir sürenin çoğu gününde bir takım olaylar ya da etkinliklerle ilgili olarak, aşırı bir kaygı ve kuruntu duyma halidir. Kişi kuruntularını denetim altına almakta güçlük çekmektedir. Yaşanan kaygı ve kuruntuya huzursuzluk ya da sürekli diken üzerinde olma, kolay yorulma, odaklanma güçlüğü, kolay kızma, kas gerginliği, uyku bozukluğu belirtilerinden en az üçü eşlik etmektedir. Yaşanan kaygı, kuruntu ya da bedensel belirtiler önemli alanlarda işlevselliğin düşmesine neden olmaktadır.
                                              


                                               OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

            Obsesif kompulsif bozukluk takıntıların( obsesyonların), zorlantıların (kompulsiyonların) ya da her ikisinin görüldüğü bir durumdur. Takıntılar kimi zaman zorla ve istenmeden geliyor gibi yaşanan, çoğu zaman belirgin bir kaygı ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da imgeler şeklinde kişinin zihnini meşgul ederler. Kişi bunlara aldırmamaya, bunları baskılamaya ya da başka düşünce ve eylemlerle bunları nötralize etmeye çalışır. Zorlantılar ise kişinin takıntısına tepki olarak ya da katı bir biçimde uyması gereken kurallara göre yapmaya zorlanmış gibi hissettiği yineleyen davranışlardır. Zorlantılar yaşanan kaygı ya da sıkıntıdan korunma, bunları azaltma ya da korkulan bir olay ya da durumdan sakınma amacıyla yapılır; ancak yapılan davranış ya da zihinsel eylemler korunulacağı tasarlanan durumlarla gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir ya da açıkça aşırı bir düzeydedir. Takıntı ve zorlantılar kişinin zamanını alır ya da önemli alanlarda işlevselliği düşürür.